« Il y a encore un troisième point. Vous avez déjà traité autrefois de
l'origine des religions dans votre livre Totem et Tabou. Mais les choses
apparaissent là sous un autre jour. Tout y est ramené à la relation fils-père.Dieu est un père exalté, la nostalgie du père est la racine du besoin religieux.
Depuis lors, semble-t-il, vous avez découvert le facteur de la faiblesse et de la
détresse humaines, auquel de fait le rôle le plus important est d'ordinaire
attribué dans la genèse des religions, et maintenant vous transférez à la
détresse tout ce qui était auparavant complexe paternel. Puis-je vous demander de m'éclairer sur cette transformation de votre pensée ? »
“Üçüncü bir nokta daha var. Daha önce Totem ve Tabu adlı kitabınızda dinlerin kökenine değinmiştiniz. Ancak burada olaylar farklı bir açıdan ele alınıyor. Her şey baba-oğul ilişkisine indirgeniyor. Tanrı yüce bir baba ve babaya duyulan özlem, dinsel ihtiyacın kökeninde yer alıyor. O zamandan beri, dinlerin oluşumunda genellikle en önemli rolün atfedildiği insan zayıflığı ve sıkıntısı faktörünü keşfetmiş gibi görünüyorsunuz ve şimdi daha önce babalık kompleksi olan her şeyi sıkıntıya bağlıyorsunuz. Düşüncenizdeki bu dönüşüme biraz açıklık getirebilir misiniz?”