:"S'il suffisait, pour hériter instanténement d'un homme très riche qu'on aurait jamais vu, dont on n'aurait jamais entendu parler (d'un mandarin, par exemple, du fin fond de la Chine), de pousser un bouton qui le ferait mourir, qui hésitérait à pousser ce bouton?"
"Eğer hiç görmediğiniz, adını bile duymadığınız çok zengin bir adamdan (örneğin Çin'in derinliklerinden bir mandarin) anında miras almak için, onun ölümüne neden olacak bir düğmeye basmak yeterli olsaydı, kim o düğmeye basmaktan çekinirdi?"