Consider how natural it feels to slip from the valueless declarative "I
don't know Russian" to the more charged conditional "I would like to know
Russian" to the emotional subjunctive "I wish I knew Russian" and finally to
the rich counterfactual "If I knew Russian, I would read Chekhov and
Lermontov in the original".
Değersiz bir bildiri cümlesi olan "Rusça bilmiyorum"dan, daha yüklü bir koşul cümlesi olan "Rusça bilmek isterdim"e, duygusal bir dilek kipi olan "Keşke Rusça bilseydim"e ve nihayetinde zengin bir karşı olgu cümlesi olan "Rusça bilseydim, Çehov ve Lermontov'u orijinal dilinde okurdum"a geçmenin ne kadar doğal hissettirdiğini düşünün.